Gönül Heybeni Boşaltma, İçine İnsan Koy!

 


Gönül Heybeni Boşaltma, İçine İnsan Koy!

Vatandaş Ömer

Kaya Haber Ajansı’nın (KHA) kıymetli takipçileri, yeni bir pazar sabahından, günün ilk ışıklarından hepinize selam olsun.

Geçen hafta "komşunun lambası" dedik, karanlığa bir mum yakalım dedik. Sağ olun, öyle güzel geri dönüşler aldık ki, anladım ki bu toplumun bağrında o yardımlaşma ateşi hala sönmemiş; sadece üzerini biraz modern zamanın tozları örtmüş. Kıymetli üstadım Zakir Kaya ile bu yola çıkarken tek bir gayemiz vardı: Unutulanı hatırlatmak, kırılanı onarmak.

Bugün heybemize bakalım istiyorum. Eskiler yola çıkarken yanlarına azık alırlarmış; peynir, ekmek, zeytin... Ama bir de "gönül heybesi" varmış ki, onun içine sadece sevgi, sabır ve hoşgörü sığarmış. Peki, biz bugün o heybenin içine ne dolduruyoruz?

Altın, gümüş, kat, yat peşinde koşarken; heybemizdeki "insanlığı" mı düşürdük yollarda?

Bakın dostlar, hayat dediğin bir nefeslik mola. Yarın o mola bittiğinde, geride bıraktığın malın mülkün değil, bir insanın gözündeki parıltın kalacak. "Vatandaş Ömer" olarak çarşıda, pazarda, sokakta görüyorum; herkesin acelesi var. Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor, kimse kimseye "Nasılsın?" diye sormaya cesaret edemiyor. Oysa bir "Nasılsın?" sorusu, bazen en ağır yükün altına omuz vermekten daha kıymetlidir.

Bu pazar kendimize bir söz verelim: Gönül heybemizi kibirle, hırsla, öfkeyle değil; bir yetimin başını okşayarak, bir yolda kalmışa yol göstererek, bir dertliyi sessizce dinleyerek dolduralım. Çünkü günün sonunda, güneş battığında bizi aydınlatacak olan şey, heybemizdeki bu manevi azıktır.

Zakir Kaya üstadımızın her fırsatta vurguladığı gibi; biz bir oldukça, birbirimize el uzattıkça büyürüz. Karanlık bizi korkutamaz, eğer içimizde o sönmeyen insanlık ateşi varsa.

Yeni haftanız hayırlı, heybeniz insanlık dolu olsun.

Haftaya gün doğmadan yine burada, aynı çatı altında buluşmak duasıyla... Selametle kalın.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.